'Partiler ancak sandıkla kapatılabilir'

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti'yi kapatma istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne açtığı davaya sivil toplum örgütlerinin tepkisi sürüyor. Bursa'da çok sayıda sivil toplum kuruluşunun destek verdiği basın açıklamasında, partilerin ancak millet tarafından sandıkta kapatılabileceği vurgulandı.

Orhangazi Parkı'nda Memur-Sen İl Temsilciliği tarafından düzenlenen kitlesel basın açıklamasına yaklaşık 100 kişi destek verdi. Demokrasilerde parti kapatmanın idam cezasıyla eş değer olduğunu belirten Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın Kılıç; "İdama karşıysanız, parti kapatmaya da karşı olmanız gerekir. Yargı, hukuku, iktidar mücadelesinin aracı haline getirmemelidir. Ülkenin iyiye gitmesini istemeyen çevreler, istikrardan rahatsızlık duyuyor. Demokrasimiz bunu aşacaktır. Türkiye'nin istikrara ve kalkınmaya ihtiyacı vardır. Bu olay tüm 70 milyonu dünya kamuoyuna mahcup etmiştir. Bu dava yargının acilen derinden ıslah edilmesi gerektiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor." dedi. Cumhurbaşkanlığı makamının da siyaset üstü olduğuna dikkat çeken Kılıç, açılan davanın demokrasiye aykırı olduğunu söyledi.

                                       BASIN AÇIKLAMASI                        16.03.2008 

Türkiye bir demokrasi sınavında

                                

         Türkiye son bir asırdan beri demokrasi mücadelesi vermektedir. Demokrasilerde meşruiyetin tek kaynağı ise halk iradesidir, Milli iradedir. Milli iradeye karşı yapılacak her hareket adı ne olursa olsun demokrasi dışı ve hukuk dışı bir harekettir. Türk demokrasisi bu anlamda hala problemlerini çözememiştir.



            Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. TC. Anayasası’na göre siyasi partiler demokrasinin temel unsurlarıdır. Bu unsurları tahrip etmek yargı eliyle bile olsa demokrasiyi tahrip etmek anlamına gelmektedir. Türk siyaseti parti kapatmalarının faturasını geçmişte çok ağır bir şekilde ödemiştir. Buna rağmen, yargının, ideolojik davranışları çağrıştıran her türlü imajdan sakınması gerekirken, tamamen hukuki içerikten yoksun, suni gerekçelerle, gazete haberlerinden oluşan, belirsiz ve keyfi nedenlerden oluşan bir iddianameyle kapatma davası açılması, aslında demokrasiye açılmış bir davadır.

         Demokrasilerde meşruiyetin tek kaynağı milli iradedir. Bu milli iradeye kilit vurmak demektir. Anayasa değişikliği yaptı diye bir parti kapatılamaz, Anayasa ve yasaları değiştirecek tek irade halk iradesidir, mahkemeler değil. Meclis ve siyasi partiler anayasa değişikliği yaparak görevini yapmıştır. Dava, demokrasiye aykırıdır. Şiddete başvurmuyorsa bir partiyi kapatmak çağa uymuyor. Bu tür hareketler gelişen ekonomiye zarar verir. Türkiye’yi istikrarsızlığa götürür.  Partileri vatandaşlar değerlendirir, vatandaşlar büyütür ya da kapatır. Bunun yolu da demokrasilerde seçimdir, sandıktır.

Demokrasilerde parti kapatma, idam cezasıyla eşdeğerdir. İdama karşıysanız, parti kapatmaya da karşı olmanız gerekir.Ülkenin iyiye gitmesini istemeyen çevreler istikrardan rahatsızlık duyuyorlar. Demokrasimiz bunu aşacaktır. Türkiye’nin istikrara ve kalkınmaya ihtiyacı var. Bu dava sadece İktidar Partisine  değil Türkiye’ye ve demokrasimize yapılmış bir kötülüktür.

Yargı, hukuku, iktidar mücadelesinin aracı haline getirmemelidir.  Bu olay 70 milyon insanımızı bütün dünya önünde mahcup düşürmüştür. Dünyanın her yerinde sandıktan yeni güvenoyu alarak çıkmış bir siyasi partiye kapatma davası açmak ideolojik bir yaklaşımdan başka bir şey değildir. Bu dava yargının acilen derinden ıslah edilmesi gerektiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bu milletimizin iradesine ve demokrasimize tamamen aykırıdır. Bu yargının tarafsız olmadığını göstermiştir. Türkiye’nin acilen yeni bir hakimler, savcılar, hukukçular nesline ihtiyacı vardır

Cumhurbaşkanlığı makamı siyaset üstüdür. Başkomutanlık makamıdır. Bu tür davalara asla konu edilemez.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Herhalde demokrasi ile yönetildiğini dünyaya ilan eden ülkeler arasında yer alan Türkiye açılan siyasi parti kapatma davası sayısı bakımından da, kapatılan parti sayısı bakımından da şampiyondur. Türkiye’yi dünyada demokrasi, insan hakları, özgürlük ve bilim şampiyonu olarak görmek istiyoruz. Parti kapatma şampiyonu olarak değil. Artık bu yüz kızartıcı durumdan kurtulmalıyız. Halkı kapatamayacağımıza ve uzaydan yeni bir halk getiremeyeceğimize göre artık parti kapatmalar son bulsun diyoruz.

Aydın KILIÇ

       Bursa İl Temsilcisi

Memur Sen’in Bursa'da  '2007 Yılı Enleri' Ödülleri Sahiplerini Buldu
 
            Bursa Memur Sen’in 7 Mart 2008  Teyyare Kültür Merkezinde düzenlediği,Mehmet Akif İNAN’I Anma ve 2007 En’leri Programın birinci bölümünde,Kurucu Genel Başkanımız Merhum Mehmet Akif İnan hayır ve hürmetle yâd edildi.

           Programın ikinci bölümünde ise "2007 yılı enleri" ödülleri sahiplerin buldu. Milli Eğitim Eski Bakanı Hasan Celal Güzel, layık görüldüğü demokrasi ödülünü Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in elinden aldı. Gündemdeki konuları değerlendiren Hasan Celal Güzel, "Türkiye'de yeni bir anayasa çıkartmamız gerekmektedir. O zaman taşları serbest bırakıp, köpekleri bağlarız. Türkiye'de demokrasi varsa sizin dediğiniz olur. 70 milyon nüfusu Arabistan çöllerine sürüp, Fransa'dan laikçi adam mı ithal edecekler. Sonunda bizim dediğimiz olacak" dedi.

             Bursa'da Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in de katıldığı gecede, Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği tarafından düzenlenen '2007 yılı enleri' ödülleri sahiplerini buldu. 18 kategoride ödülün verildiği gecede, gündemdeki başörtüsü meselesi ve rektörlerin üniversitelerdeki tutumları ön plana çıktı.

              Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın Kılıç açılış konuşmasında “Kamu çalışanlarının sorunlarına yalnızca eleştirel bir yaklaşımla bakmayan, aynı zamanda kaliteyi ve emeği de ödüllendirdiklerini, Hak aramanın ve hak sahibi olmanın en güçlü adresi haline gelen Memur-Sen’in; Geleneksel hale gelen  ve toplumsal dayanışmanın tüm örneklerini sergileyen  bu 4. sü olan  yeni  ve  anlamlı bir programı gerçekleştirmenin haklı gurunu yaşadıklarını ifade ettiği konuşmasında, 4688 sayılı sendikalar kanununun İLO normlarına uyarlanarak, “Grevli ve Toplu Sözleşmeli” niteliğe kavuşturulması, sendikaların dernek statüsünden kurtarılmasını sağlayacağını , böylece bizlerin de sendikalar olarak üretimden gelen gücümüzü yasalar çerçevesinde daha rahat kullanmış olacağını ve Ülkemizin hala çözüm bekleyen yığınlarca sorunu olduğunu dile getirirken özellikle rektörlerin tutumunu eleştirirken   yetkililerin bu hususlara  duyarlı davranmalarını istedi.


          Ödül gecesinde demokrasi ödülüne layık görülen eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, ödülünü Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in elinden aldı.

          Bakan Çelik, yaptığı konuşmada Güzel'e övgüler yağdırdı. Gündemdeki konulara değinen eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, "Belki de ileride bu anayasa değişikliğini bozacaklar. Türkiye'de üniversiteler, millet iradesinin üzerinde. Türkiye'de Türk Silahlı Kuvvetleri başımızın üzerinde ama 10 yılda bir kendi görevini bir tarafa bırakarak, siyasete müdahale edenler var. Türkiye'de öyle yüksek yargı organları var ki bunlar Yassıada Mahkemesi'nin devamı gibi davranıyorlar. Türkiye ne yazık ki hala sistemini yerine oturtmadı. Ama bunda sizin de büyük mesuliyetiniz var. Sadece seçmekle olmaz seçtiklerinize de sahip çıkmak gerekir. Başörtüsü meselesi belki bu defa da halledilmeyebilir. En kısa zamanda üstler arasında denge kurarak, yasama erkinin gücünü üstün olduğunu anayasadaki dengesinde yer vererek, Anayasa Mahkemesi'nin görevini TBMM'den önemli bir kısmının seçilmesini sağlayarak, Anayasa Mahkemesi, Danıştay gibi organların yerindelik kararı vererek, yasama ve yürütmenin üzerine çıkmasına mani olarak, kişiyi temel alarak, Türkiye'de yeni bir anayasayı çıkartmamız gerekmektedir. O zaman taşları serbest bırakıp, köpekleri bağlarız. Teşbihte hata olmaz. Kimseye söylemiyorum. Ama Türkiye'de demokrasi varsa sizin dediğiniz olur. Burada da olacaktır. Biz hancıyız, onlar da yolcudur. 70 milyon nüfusu Arabistan çöllerine sürüp, Fransa'dan laikçi adam mı ithal edecekler. Sonunda bizim dediğimiz olacak" dedi.

           Gecede söz alan Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu'nun da gündeminde başörtüsü meselesi ve üniversiteye alınmayan başı kapalı öğrenciler ile rektörlerin sergilediği tutumlar vardı. Rektörlerin son dönemdeki tutumlarını eleştiren Gündoğdu, "Rektörlerin bozuk saat gibi günde iki kez doğruyu gösterip, 22 kez millet ile milletin değerleri ile kavga ettiğine tanık olduk. Cumhurdan anladıkları şey Cumhuriyet Gazetesi oldu. Milleti hep dışladılar. Milletin çocuklarını da maalesef yok saydılar. Hepiniz bilirsiniz; babasının yaramaz oğluna bütün tecrübelerinden sonra 'sen adam olmazsın oğlum' demesini; oğlunun bu hırsla üniversiteyi bitirip, vali olduktan sonra görevlileri gönderip, apar topar babasını ayağına getirtmesini. 'Bak baba, sen bana 'adam olamazsın demiştin' sözüne o bilge babanın 'Oğlum sana adam olamazsın dedim, vali olamazsın demedim' sözünü hepimiz biliriz. Biz bunlara profesör olamazsınız demedik, adam olun diyoruz. 411 el diye tanımladığı ele alkış istedi, bu alkışa aynen katılıyorum.

          Kalka kalka 411 el değil, bu zamana kadar halkçılığı ilkeleri içerisinde kabul etmesine rağmen hep halka rağmen siyaset yapan ve ona yandaş olan diğer bir parti ile birlikte 112 el kaosa kalkmıştır" diye konuştu. Anayasanın açık hükmüne rağmen birçok rektörün başı örtülü kızları üniversiteye almadığı için suç işlendiğini söyleyen Gündoğdu, "Başörtülü kızlarımız üniversitelere alınmıyor. Biz Eğitim Bir-Sen olarak kendileri için noter huzurunda suç duyurusunda bulunduk. Birçok rektör 'suç işlemişsek bedelini öderiz' dedi. Evet buradan çağrıda bulunuyorum. Bugüne kadar millete bedel ödetenler bugünden sonra yargı önünde bedel ödeyecekler. Çünkü biz hukukun üstünlüğüne inanıyoruz" şeklinde konuştu.

            Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu da gecede söz alarak, "Başörtüsü ayrımcılığıyla ilgili ayıbın kamuda da kaldırılması gibi talebimiz var. Bu içimizde yanan bir ateştir. Umarız bu tür ayıplar, parlamentomuzun çalışmaları sonucu ortadan kalkar" diye kaydetti.

Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği tarafından düzenlenen Mehmet Akif İnan'ı Anma ve '2007 yılı enleri' ödül töreninde ödül alan isimler şöyle:

 

"Özel Demokrasi Ödülü - Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel,

Yerel Siyaset Ödülü - Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe,

Merkezi Bürokrasi Ödülleri - İl Emniyet Müdürü Tahsin Demir –

İl Sağlık Müdürü İsmail Hakkı Çelik –

Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Kaya –

İl Müftüsü Mahmut Gündüz,

Sendikal Haklar Ödülü - İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş,

Bilim Adamı - Prof. Dr. Mustafa Kara,

Yılın Tv Ödülü - Selahattin Yusuf ( MEKSİKA SINIRI- HABER 7 )

Yerel Medya - Erhan Ertarman,

Özel Girişim - Hıdır Şaylı,

Yılın Eğitimcisi - Osman Nilüfer,

Yılın Memuru - Eren Mandacı - Mustafa Uçmaz,

Yılın Yazarı - Şaban Abak,

Sosyal Hizmet Ödülü - Sosyal Hizmetler İl Müdürü Şaban Kander,

Sivil Toplum Ödülü - MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat,

Yılın Spor Ödülü - Gençlik Spor İl Müdürü Ömer Gümüş."

Bursa Hak ve Özgürlükler Platformu'ndan Yasaklara Tepki

Bursa Hak ve Özgürlükler Platformu tarafından yapılan basın açıklaması ile başörtüsü yasağının tamamen kaldırılması istendi.

Bursa Hak ve Özgürlükler Platformu tarafından yapılan basın açıklaması ile başörtüsü yasağının tamamen kaldırılması istendi.

Bursa Hak ve Özgürlükler Platformu tarafından, Bursa Orhangazi Parkında yaptığı basın açıklaması ile başörtüsü yaşağını kınayarak, yasağın sınırsız olarak kaldırılmasını istendi. Meydanda toplanan yaklaşık 50 kişilik grup başörtüsü yasağı başta olmak üzere insan haklarına aykırı bütün kısıtlama ve yasakların kaldırılmasını istedi.

Elliye yakın gönüllü kuruluş adına yürütmeci kuruluşlar Memur-Sen, Mazlum-der, As-Der, Bihmed, Özgür-Der ve İHH adına basın açıklaması yapan Memur-Sen Bursa İl Başkanı Aydın Kılıç, Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerinde yapılan değişikliklerle sınırlı da olsa yükseköğretimde özgürlüklerin önünün açıldığını vurguladı. Kimi çıkar çevrelerini bundan rahatsız olduğunun altını çizen Aydın Kılıç, "Bir bardak suda fırtına koparan bazı çıkar çevreleri bundan rahatsızlık duymaktalar. Oysa bizim asıl beklentimiz kısmi değil, bütün alanlarda tam bir özgürlüğün olmasıdır" dedi.

Kıyafetle ilgili kanun olmadığını vurgulayan İl Başkanı Kılıç, yasakçı zihniyetlerin gerçek dışı uygulamalar sergilediklerini söyledi. Yasakların tamamen darbecilerin dayatmalarından ibaret olduğunun üzerinde duran Aydın Kılıç, "Bilim yuvası olması gereken üniversitelerin rektörleri, 28 Şubat döneminde Rektörler Komitesinden aldıkları birifinkler sonucu yasakçı zihniyetlerini sergilediler" şeklinde konuştu.

CHP'ye de seslenen Memur-Sen Bursa İl Başkanı Aydın Kılıç, muhalefet edilecek onca sorun varken, milletin değerlerine karşı muhalefet edilmesini kınadı ve sözlerini "Bu milletin değerlerine karşı savaşmayı bırakın. Ülkenin gerçek gündemiyle muhalefet yapın. Ülke insanının ögürlükleriyle ve başörtüsüyle uğraşmayı bırak. Milletle uğraşanların siyasi sonlarını tüm Türkiye çok iyi bilmektedir" ifadeleriyle tamamladı.

MEMUR-SEN’DEN YILDIRIM BELEDİYE BAŞKANINA ZİYARET

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Aydın KILIÇ, Basın-Yayın Sekreteri Mustafa SARIGÜL, Teşkilat Sekreteri Ramazan ACAR’ın katıldığı Yıldırım Belediye Başkanı Özgen KESKİN ziyareti oldukça verimli bir ortamda geçti. Başkan KESKİN belediye hizmetleri bağlamında yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verirken, Memur-Sen İl Temsilcisi KILIÇ da sendikal çalışmalar hakkında bilgi verdi. Başkan Özgen KESKİN’ in hac dönüşü yapılan ziyarette ibadetinin kabul olması dua ve temennileriyle görüşme sona erdi.


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Açıklamasına ilişkin

Basın Açıklaması

     

Bilindiği gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Geçen hafta 17.01.2007 Perşembe günü;  arkasından da Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, kendilerini yasama ve yürütmenin üstünde görerek “Üniversitelerde kıyafet yasağının kalkamayacağı’na” ilişkin bir açıklama yapmışlardır. Bu açıklamalar, ülkemizin özgürleşmesi konusunda mücadele eden bütün sosyal tarafları, inançlarından dolayı tercihlerini kullanan, verdiği vergilerle başsavcının maaşını ödeyen halkımızı derinden yaralamıştır.

         Ülkemizin normalleşmeye ve bölgesinde güçlü bir uluslararası aktör olmaya başladığı bir zamanda, Başsavcının bu açıklaması ülkenin geleceğine yönelik üzücü bir tablo oluşturmuştur. Özgürlüklerin önünün açıldığı, insan haklarının öncelikli olduğu günümüz yönetim anlayışına hiç uymayan bu anlayışın temsilcileri dünyada yok olurken, ülkemizin yasama organının en üst konumundaki bir yöneticinin bu tür talihsiz açıklamaları ülkemizin prestijini de derinden sarsmıştır.

         Hukukçular, ülkemizde kuvvetler ayrılığından söz ederken, her anayasal kurum kendi işini yapması gerekirken, Yüksek Yargı organlarının başında bulunan bu hukukçuların , özgürlüklerin önünü tıkayacak, ülkemizin uluslararası alanda kötü bir imaj oluşturmasına neden olan bu tür açıklamalarını onaylamamız mümkün değildir. Bu ülkede herkesin kendi işini yapması gerekir. Madem kuvvetler ayrılığından söz ediliyor; öyleyse hukuk adamı kendi işini, siyaset adamı kendi işini diğer anayasal kurumlar da kendi işini yapması gerekir.

         Bu ülkede asıl unsurların, içimizdeki azınlıklar kadar hakları yok mu? Dünya uzayı fethe çıkarken, hala Ülkemizde bu tür yasakların savunulur olması, üstelik bu yasağı savunan kişinin Yüksek yargı organının en tepe noktasında bulunan sayın başsavcının yapıyor olması, oldukça düşündürücüdür. Oysa Sayın Savcı, bir hukuk adamı olarak özgürlükleri savunması gerekirken tam tersi bir tavır sergilemesi, hukuk adamının tarafsızlığına gölge düşürmüştür.

         Memur-Sen olarak biz ülkemizin özgürleşmesinin mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Bir sivil toplum örgütü olarak, Sayın savcının bu açıklamalarını kesinlikle onaylamıyoruz. Aynı şekilde Devletin adalet dağıtmasını sağlayacak, kamu hizmetinden her Türk vatandaşının eşit bir şekilde faydalanmasını sağlayacak bir yargı mensubunun, eski ezberini bozmadan aynı basmakalıp kelimelerle, başörtüsü yasağını bir laiklik ve devletin üniter yapısına karşı bir talep olarak değerlendirmesi, hukuk mantığıyla bağdaştırmamız mümkün değil. 

Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı ve Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu kendi ideolojik görüşlerini bütün  yargı camiasına mal ederek, böyle güzide bir kurumun halk nezdindeki saygınlığının

zedelenmesine neden olmaktadır. Yargı mensupları yasakçı değil özgürlükleri genişleten bir anlayışa sahip olmalıdır” Bu çıkışın Meclisin alanına müdahaledir. “Hiçbir kurum meclis iradesine engelleyici tutum sergileyemez” sergilememelidir.

Başörtüsünün sadece üniversitelerde değil bütün kurumlarda serbest bırakılması gerekir. “Başörtülü kızlarımıza, okurken başını kapatabilirsin ancak doktor, öğretmen, hemşire olunca başını aç nasıl diyebiliriz. Hazırlanacak anayasada bir cümlenin yer almasını istiyoruz. Hizmet alan veya veren ayrımı yapmadan  ve hiçbir sınır koymadan başörtüsü takmak serbest olmalıdır. Yetkililer sorunu çözmek için bir cümle arıyor. O cümle: "Hiç kimse kılık ve kıyafetinden dolayı eğitim, öğretim ve çalışma hürriyetinden yoksun bırakılamaz’ ” şeklinde olması gerekir.

İnsanı yücelten yeni bir anayasa  yapılması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.Hiç kimsenin  bu fırsatı baltalamaya hakkı yoktur. Anayasa da şu beş  temel  konunun da yer alması gerekir:

1-YÖK Anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı, 2- Evrensel hukuk değerlerine aykırı ve eğitim ve çalışma özgürlüğü açısından engel oluşturan başörtüsü yasağı sona erdirilmeli, 3-Eğitimde fırsat ve imkan eşitliğinin somut olarak gerçekleşmesini engelleyen katsayı engeli kaldırılmalı, 4-Sendikal hak ve özgürlükler açısından işçi –memur ayrımı kaldırılarak “çalışanlar” ifadesine yer verilmeli ve kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı tanınmalıdır 5-Siyaset yapma yasağı kaldırılmalıdır.

Aydın KILIÇ

İl Temsilcisi

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİNE İADE ZİYARETİNDE BULUNDUK

Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği Büyük Birlik Partisi Bursa İl Başkanlığına iade-i ziyarette bulundu. İl Temsilcisi Aydın KILIÇ başkanlığında ziyarete Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Numan ŞEKER, Bayındır-Memur-Sen İl Temsilcisi Abdullah ADANUR, Memur-Sen İl Basın-Yayın Sekreteri Mustafa SARIGÜL, Memur-Sen İl Teşkilat Sekreteri Ramazan ACAR katıldılar. Memur-Sen heyetini Büyük Birlik Partisi Bursa İl Başkanı Tahir KAHVECİ ve yönetimi karşıladılar. İade-i ziyaret nezaketinde bulunan Memur-Sen heyetine hoş geldiniz diyen KAHVECİ, ortak değerleri geniş bir taban örtüşmesine sahip olan iki kurumun birbiriyle iletişim halinde olması, ülke kalkınmasında ortak değer paydalarından hareketle problemlere çözüm üretmekte iletişimin kesilmemesi dileğinde bulundu. Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın KILIÇ da; ortak pek çok hassasiyeti ve bakış açısı olan farklı alanlarda iki kurumun birbirinin birikimlerinden istifade etmesi hepimizin kazanımı olacaktır. Kamu alanında faaliyet gösteren konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın yapıcı eleştirilerine dikkati çekerken, kamu çalışanlarının haklarının alınması için grevli ve toplu sözleşmeli sendika kanununun çıkartılması konusunda siyasi desteklerini istedi. Sosyal Güvenlik Kanunundaki eleştirilere değinen BBP İl Yönetim Kurulu üyesi Faruk DÖNMEZ, bu konuda Memur-Sen’in görüşlerini sordu. Söz alan KILIÇ, Sosyal Güvenlik Kanununun günün ihtiyaçlarına cevap vermediğinin yanında iflas etmeye yüz tuttuğunu, bu konuya bir çözüm bulunması gerektiğini, bunu yaparken çalışanların ve emeklilerin mağdur edilmemesi gerektiğini, hükümetin gelir dağılımında dengeyi sağlıklı bir yapıya büründürmesini, sistemin çökmeden, bütün unsurların katkısı ve katılımıyla çözüm üretilmesi zorunluluğunu dile getirdi. Görüşme sonunda İl Başkanı Tahir KAHVECİ Memur-Sen heyetine Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU’nun çalışma hayatındaki problemlerin çözümü ile ilgili kanun tekliflerini içeren bir dosya sundu. Aradaki irtibatın devam etmesi temennileriyle ziyaret sona erdi.

VALİMİZİ ZİYARET ETTİK 31.12.2007

Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın Kılıç yönetim kurulu üyeleri ve konfederasyonumuza bağlı şube temsilcileri ile ilimize yeni atanan valimizi ziyaret etti. Ziyarete Memur-Sen İl Sekreteri ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Numan Şeker, Diyanet Sen Şube Başkanı Yüksel Gümüş, Toç-Bir-Sen Şube Başkanı Şahin Değirmen, Büro Memur-Sen Şube Başkanı Cemal Kılıçoğlu, Memur-Sen Basın-Yayın Sekreteri Mustafa Sarıgül, Memur-Sen İl Teşkilat Sekreteri Ramazan Acar  ve Büro Memur-Sen Şube Yönetim Kurulu Üyesi Süheyla Okumuş katıldılar. Aydın Kılıç Bursa ilimize yeni atanan Sayın Şahabettin  Harput’a  hoş geldiniz derken daha önceki görevlerinde ortaya koyduğu verimli çalışmalarını bildiklerini, Sayın Valimizin ilimiz için büyük bir kazanım olduğunu dile getirdi. Valimiz de Memur-Sen’i yakından tanıdığını, Bursa için hep birlikte el ele verme zamanı olduğunu, bir çok güzel hizmete hep birlikte imza atmamız gerektiğini vurguladı.

SAADET PARTİSİ GENÇLİK KOLLARINDAN MEMUR-SEN’E ZİYARET

25.12.2007

Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkanı Ali MOLLASALİH ve Yönetim Kurulu Üyeleri Memur-Sen İl Temsilciliğimizi ziyaret ettiler. Yerelde Bursa’nın, genelde ülkemizin sorunları, yapılan çalışmalar hakkında karşılıklı bilgi alış-verişinin yapıldığı nezaket ziyaretinde İl Temsilcisi Aydın KILIÇ nazik ziyaretlerinden dolayı misafirlere teşekkür etti. En kısa zamanda iade-i ziyarette bulunacaklarını belirten KILIÇ, birçok hassasiyetin örtüştüğü kurumların iletişimlerinin önemli olduğunu belirtirken, büyüyen Memur-Sen ailesinin kamu alanında seçkin hizmetlerinin devam edeceğini ifade etti

MEMUR-SEN İNEGÖL TEMSİLCİLİĞİMİZDEN İL TEMSİLCİLİĞİNE ZİYARET 14.12.2007


İnegöl Memur-Sen İlçe Temsilciliğimiz İl Temsilciliğimizi ziyaret etti. İlçe Temsilcisi Cavit YAKŞİ her geçen gün daha da büyüyen sendikamızın İnegöl ilçemizde de hızla büyümeye devam ettiğini, ilkeli ve kaliteli sendikacılığın öncüsü olan sendikalarımızın üstün hizmet anlayışının geleceğe damga vuracağını, yapılan güzel çalışmaların takipçisi olduklarını, sendikacılığa farklı bir açılım getirdiğini vurguladı. İlçe Eğitim-

Bir-Sen Temsilcimiz Ahmet TAŞTAN, Sağlık Sen Temsilcimiz …Toç-Bir-Sen Temsilcimiz… in de katıldığı toplantıda sendikalarımızın karşılaştığı sorunların görüşülmesinden sonra söz alan Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın KILIÇ ziyaretlerinin memnuniyet verici olduğunu, aksaklıkların diyalogla çözüm bulacağını, güzel hizmetlerin de devamının geleceğini temenni ettiğini, teşriflerinden dolayı arkadaşlara teşekkür ettiğini belirtti.

BBP MEMUR-SEN’İ ZİYARET ETTİ


     Büyük Birlik Partisi İl Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri Memur-Sen Bursa İl Temsilciliğini ziyaret etti. Parti İl Başkanı Tahir KAHVECİ ve arkadaşları nezaket ziyaretlerini güncel olaylar ve ülke siyaseti hakkında BBP’nin görüşlerini sivil toplumun kamusal alanda temsilcisi olan Memur-Sen Yönetimi ve üyeleriyle paylaşmak istediklerini belirttiler. Yapılan görüşme esnasında son günlerin gündemini oluşturan terör olayları, Güneydoğu sorunu, hazırlanmakta olan yeni anayasa taslağı, milli birlik ve beraberlik konuları görüşüldü. Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın KILIÇ ile birlikte yönetim kurulundan İl Sekreteri Numan ŞEKER, Basın Yayın Sekreteri Mustafa SARIGÜL, Teşkilat Sekreteri Ramazan ACAR, Mali Sekreter İsmail TAŞ katıldılar. BBP İl Yönetiminden İl Başkanı Tahir KAHVECİ ile birlikte İl 2. Başkanı İlhan KASAP, İl Sekreteri Murat YEŞİL, İl Yönetim Kurulu Üyeleri Numan KÜÇÜKASLAN, Faruk DÖNMEZ, Nilüfer İlçe Başkanı Mustafa AYDIN katıldılar.



KENT GAZETESİ YAZARI ÖZDAL’A CEVAP

Sayın Mustafa ÖZDAL

     Kent Gazetesi Köşe Yazarı


                             Öncelikle Bursa’nın güncel sorunlarıyla ilgilenmeniz dolayısıyla sizi kutluyorum. 30.10.2007 ve 01.11.2007  tarihli yazılarınızı okudum. Ancak okuduğum her iki yazınız da beni hayret ve dehşete düşürdü. Çünkü her iki yazınız da hiçbir araştırma yapmaksızın, tamamen ön kabullere  ve rakip sendikaların taraflı yönlendirmelerine dayalı, seviyeli olmayan, bir köşe yazarının tarafsızlığına ve güvenilirliğine gölge düşüren, ayaküstü yazılmış yazılardır.

         Aslında Memur-Sen camiasını direk olarak hedef almanız ve töhmet altına sokmanız dolaysıyla cevap vermek zorunluluğunu duydum. Araştırma gazeteciliğine büyük darbe vurduğu anlaşılan ilk yazınızda, Memur-Sen’in  “Teröre Lanet Mitingi’ne”  katılmadığını vurguluyor, konuyu tutup AK Parti il başkanına soruyorsunuz. Oysa bu sorunun muhatabı  Memur-Sen’i temsil eden bir yönetimi var. Adresi telefonları belli. Telefonu kaldırıp, il temsilcisi Aydın KILIÇ’a bu soruyu sormak zahmetinde bulunmuyorsunuz. Konuyu bir siyasi parti il başkanına soruyorsunuz. Bunu hangi gazetecilik anlayışıyla bağdaştırdığınızı anlamak mümkün değil. Soruyu muhatabına sormamanız bile, iyi niyetinizi sorgulamamıza neden olmaktadır.

         Oysa olayların ertesi günü yani 22.10.2007 tarihinde, biz, Memur-Sen olarak, Orhangazi parkında kitlesel basın açıklaması yaptık. Taleplerimizi ve düşüncelerimizi Bursa kamuoyu ile paylaştık. Eğer zahmet edip davet faksımıza baksaydınız, siz de gelir basın açıklamamızı izlerdiniz. Halbuki o basın metninde; şehitlerin kanları üzerinden siyaset yapılmasını onaylamadığımızı, son zamanlarda artan terör olaylarının, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve bölgede artan siyasi ağırlığı üzerinde hovardalık yapmak isteyen birtakım odakların oyunlarına dikkat çektiğimizi, bir iç çatışmaya kapı aralayacağını, hatta gençlerin heyecana kapılarak okullarda bile doğulu öğrencilere karşı baskı uyguladığını, bundan kaçınmamız ve sağduyulu davranmamız gerektiğini vurgulamıştık. Olayları sükunetle değerlendirdiğimiz zaman bu düşüncelerimizde ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Sizin, o ismini zikrettiğiniz teşkilatların çalışma alanlarıyla ilgili ne yaptıklarını kaç defa sorguladınız? Oysa bize bu doğrultuda herhangi bir talep gelmedi. Şayet gelseydi yine de ilgili birimlerimizle oturup değerlendirirdik. Çünkü biz tecrübelerimizle biliyoruz ki; bu tür milli sorunlar bir siyasi partinin mitingi haline dönüştürülüp marjinalleştiriliyor. Nitekim görünen manzara da budur. Bütün bunlar karşısında Memur-Sen’in mitinge katılmamasını sorgulamanız; ya art niyetinizin ya da bilgisizliğinizin ifadesidir.

         Gelelim “Kumbasar’dan Dik Duruş” adlı yazınıza.

         Sayın Mustafa Özdal, bu yazınız, içeriği bakımından değerlendirildiğinde, Bursa’dan ve Bursa’nın sorunlarından ne kadar habersiz olduğunuz açıkça ortaya çıkmaktadır. Hele hele Milli Eğitim’deki sorunlardan hiçbir haberinizin olmadığı anlaşılmaktadır. Ya da birtakım teşkilatların tek yanlı doldurmasıyla yazı yazdığınız, yazılarınızda tarafsızlığınızı tamamen yitirdiğiniz anlaşılmaktadır. Halbuki bu konuya ilişkin Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı ile görüşüp bizim de fikrimizi almış olsaydınız, milli eğitimdeki facianın boyutlarının nerelerde olduğunu çok daha iyi anlayacaktınız.

         R. Kumbasar’ın gitmesine neden olan olaylarla ilgili olarak, ”Şeriatçı kanadın, ısrarla kellesini istediği” şekilde nitelemeniz, birtakım insanları zan altında bırakmanız, açıkça bölücülük anlamına gelmektedir. Bu insanlar hangi eyleme katıldılar, hangisinin yargılama sürecinde mahkemelerini izlediniz? Elinizde kaç tane dosya var? Bu yazınızda Bursa’da üye sayısı on bini aşmış Memur-Sen camiasını zan altında bıraktığınızın farkında mısınız?  Bu konuyla ilgili olarak üyelerimizden;  hakkınızda tazminat davası açma konusunda yoğun bir talep gelmektedir. İşin Hukuki boyutu saklı kalmak üzere, size şunu sormalıyım. Siz bu gazete de kendi adınıza mı yazıyorsunuz yoksa birtakım fanatik teşkilatların sözcülüğüne mi soyundunuz? Bunu açıkça belirtirseniz en azından dürüstlük örneği göstermiş olursunuz.

         Bu yazıyı eğer köşenizde yayınlama cesareti gösterebilirseniz, Kumbasar’ın  Bursa’ya neler yaptığının bir kısmını Bursa kamuoyu da öğrenmiş olacaktır.

1-Sanıldığı gibi Kumbasar, Bursa Eğitim Camiasında hizmetleriyle değil  hep şaibeli icraatlarıyla anılır olmuştur.

2-Derslik sayısını artırma, okul yapma yerine okul yaptırmak için makamına gelen hayırsever iş adamlarını makamından kovmuştur. Bunların örnekleri bizde saklıdır. Bursa’da hayırsever vatandaşlar olduğu sürece hangi Milli Eğitim Müdürü olsa da derslik sayısını arttırırdı.

3-İdari bakımdan tam bir keşmekeşlik söz konusudur. Bu konuya ilişkin  herhangi bir okul müdüründen bilgi almanız mümkündür.

4- Necmettin Şenocak’ın görevden ayrılmasına neden olan olay, sandığın gibi atamalar değil Kumbasar’ın yanlış ve çarpık icraatlarıdır.

5-Eğitim- Öğretimdeki  seviye dibe vurmuştur. Bu konuya ilişkin yeterli bilgi almak istiyorsanız, Eğitimle ilgili şube başkanımıza sormanız yeterlidir.

6-Öğretmen evi yapımı konusu   şaibe altında kalmıştır.

7-İdari atamalara gelince; bir araştırın bakalım kaç tanesi Memur-Sen üyesi kaç tanesi başka sendikalara üyedir.

8- Olaylar senin bildiğinden çok daha fazla boyutludur.

         Yıldırım İlçe milli Eğitim Müdürü’ne gelince hangi konuya ilişkin  kaç defa telefon açıp da  şu uygulamanız neden böyledir diye sordunuz. Araştırma gazeteciliği bunu gerektirir. Oysa benim bildiğim Sebahattin Gençel, adalet ölçüsünden ayrılmayan, atamalarda da kesinlikle kişilerin sendikalı olmasına bakmaksızın uygulama yapan bir idarecidir.

         Şunun tarafınızdan bilinmesini istiyorum. Biz Memur-Sen ve bağlı sendikaları olarak gerek eğitim bürokrasisine gerekse yerel bürokrasiye aynı mesafedeyiz. Şimdiye kadar yaptığımız sendikal çalışmalarımız bunun en açık örneğidir.

         Gelin siz bu yazı politikanızı değiştirin. Hele hele Memur-Sen hakkında yazı yazacağınız zaman aşağıda bulunan telefonlardan bize ulaşmanız yeterlidir. Bundan sonra nasıl yazı yazmanız gerektiğini biraz daha geliştirmiş olursunuz. 



         Aydın KILIÇ

         İl Temsilcisi


PKK TERÖRÜNE LANET

Bursa Memur Sen İl Temsilciliğine bağlı sendika üyeleri Orhangazi Parkında PKK terörüne lanet okudu. Meydana toplanan çok sayıda vatandaş da sloganlara eşlik ederek destek verdi. Basın açıklamasını yapan İl Temsilcisi Aydın KILIÇ :”  Hakkâri'nin Yüksekova Dağlıca bölgesinde askeri birliğe  dün gece saat  02.00 sıralarında yaklaşık 250 kişilik PKK terör örgütü üyesi uzun, namlulu silahlarla  hain bir saldırı yaptı.  12 Mehmetçik’in şehit olmasına neden olan bu alçakça saldırıyı Memur-Sen ve Bağlı sendikaları olarak kin ve nefretle kınıyoruz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet Türk Milletine baş sağlığı diliyoruz.” Dedi.



Basın Açıklaması                                                                      22.10.2007

TERÖRÜ LANETLİYORUZ

Hakkâri'nin Yüksekova Dağlıca bölgesinde askeri birliğe  dün gece saat  02.00 sıralarında yaklaşık 250 kişilik PKK terör örgütü üyesi uzun, namlulu silahlarla  hain bir saldırı yaptı.  12 Mehmetçik’in şehit olmasına neden olan bu alçakça saldırıyı Memur-Sen ve Bağlı sendikaları olarak kin ve nefretle kınıyoruz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet Türk Milletine baş sağlığı diliyoruz.

TERÖRİSTLERİN ARKASINDA KİMLER VAR

Türkiye’de Ekim ayı ile birlikte yeniden körüklenen terör olayları, evlatlarımızın kanını dökmeye, yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Şehitler, geride yalnızca acı değil, yalnızca gözyaşı değil, aynı zamanda güçlü bir iman ve vatan sevgisi şuurunu, bir zafer inancını bize miras bırakıyorlar. Zafer elbette ve daima milletimizindir.

Türkiye terörü ve teröristi daha ilk ihanetinde tanımış, onun iğrenç yüzünü de içini de görüp tanımıştır. Tüm kurumlarıyla ve halkıyla birlikte, gerilmiş bir yay gibi terörün karşısında yer alacaktır. Bugün ise halkımız, oğullarının, akrabalarının PKK terör örgütü katillerince şehit edilmesi karşısında çok daha bilinçli ve kararlıdır. Artık teröristi de arkasındaki Avrupalı veya okyanus ötesi emperyalist güçleri de görüyor, tanıyoruz.

Kimse bizi silahla korkutarak, tehdit ederek, bizden bir şey talep edemez de alamaz da. Bu ister terörist PKK olsun, ister emperyalist ABD, ister Siyonist İsrail! Kimse milletimizin masum fertlerinin, yahut toplumumuzun bir kesimin masum temel insani taleplerini bahane ederek teröre de başvuramaz. Elbette ki masum insani talepler, çocuk öldürücü bir vahşetle, terörle, milletimizin ezeli ve ebedi düşmanlarıyla işbirliği yaparak dile getiremezler. Aksine bu tür vahşi saldırılar, masum insanların meşru hak ve adalet beklentilerini maskelemeyi ve onları “Medenî Türkiye”nin nimet ve imkanlarından mahrum bırakmayı hedeflemektedir.

Önce 12 vatandaşımızı, daha sonra iki ayrı olayda 14 subay ve askerimizi, şimdi de 12  askerimizi şehid eden katillere de, onları yeniden üzerimize saldırtan büyük patronlarına da lanet okuyoruz. Mutlaka  döktükleri kanda boğulacaklardır.

Şehitlerimizi cennete uğurlarken, katilleri, zalimleri,  insanlığın düşmanlarını lanetliyoruz. Başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, şehitlerimizin anne babalarına, akrabalarına, arkadaşlarına, komutanlarına ve tüm milletimize başsağlığı diliyoruz.

HEDEF SİVİL ANAYASA

Bu vesileyle son günlerde artan ve bazı karanlık kişilerce kışkırtılan terörün asıl hedeflerini kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

1- Terörün İlk hedefi demokratikleşen Türkiye ve   “Sivil Anayasa” çalışmalarıdır.. Türkiye’nin sivilleşmesinden, demokratikleşmesinden, milletimizin ve devletimizin güçlü ve sağlıklı temeller üzerine oturtulmasından rahatsızlık duyan çevreler, artan terörden medet umarak anayasa çalışmalarının durdurulmasını talep edeceklerdir. Devletin bu ,  anayasa hazırlıklarını “rölanti”ye aldırma amaçlı bu  tuzağa düşmemesi gerekiyor.

2- Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün ziyaret ettiği birlikten 13 askerimiz şehit ediliyor ve katil silahların üzerinde ABD yazıyor. Aynı ABD’nin temsilciler meclisi, daha cenazeler kalkmadan bu kez ermeni soykırımı yaptığımız iddiasıyla karar alıyor. Açık bir baskı ve tahrik hedefleniyor.

3- Bu teröristlerin perde arkasında emperyalist ABD ve Siyonist İsrail Dolayısıyla emperyalist ABD’nin bölgedeki çıkarlarına hizmet eden Barzani ve Talabani vardır.

4- Ülkemizi emperyalist ABD Irak bataklığına çekmeye çalışmaktadırlar.

5- Gelişen demokrasiye darbe vurulmak isteniyor.

6-Türkiye’nin bölgede etkin rolü kırılmak isteniyor. 


7- Olaylara tepki gösterenler şehid kanlarını acite ederek  siyasi ranttan vaz geçmeliler.


TÜRKİYE NELER YAPMALI

1-Türkiye, terör kuklasını oynatan perde arkasındaki  çirkin varlığa hak ettiği en sert cevabı vermeli, Anayasa, terörle mücadeleye kurban edilmemelidir.

2-İncirlik üssü hemen kapatılmalıdır.

3- ABD malları boykot edilmelidir.

4- Hiçbir emperyalist tehdide boyun eğilmemelidir.

5-Hiçbir siyasi parti ve gurup şehitler üzerinden siyaset yapmamalıdır.

6-Bu dava bir partinin, gurubun davası değil Türk Milletinin davasıdır.Kimse bundan nemalanmaya kalkmasın.

5-Tezkerede olduğu gibi TBMM ABD mallarına ilişkin bir boykot kararı almalıdır.

ABD emperyalizminin finansmanına katkıda bulunmamak ve uğradığımız iftiraya sözde Ermeni soy kırımı yalanına tepkisiz kalmamak için de, ithalatçı firmalar ve tüketici dernekleri başta olmak üzere tüm halkımızı bu ülkenin mallarını almamaya çağırıyoruz. 2006’da benzer bir karar alan Fransa’nın ürünlerini boykot ettiğimiz gibi ABD mallarını da süresiz olarak boykot ediyoruz. Belki böylece şehidlerimizin ruhu rahat olacaktır.

Aydın KILIÇ

İl Temsilcisi

(TERÖRE LANET)

KİTLESEL BASIN AÇIKLAMASINA DAVET


Terör örgütünün askerlerimize karşı yaptığı menfur saldırıyı kınamak amacıyla yapacağımız kitlesel basın açıklamamıza teşriflerini bekleriz.

YER: Orhangazi Parkı (Ulu Cami)

Tarih ve Saat: 22 Ekim 2007 Pazartesi Saat 12.30

                                                                                       Aydın KILIÇ

                                                                                  İl Temsilcisi
 
TOPLU GÖRÜŞMELERİ OLAY TV’DE DEĞERLENDİRDİK

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Aydın kılıç, Olay Tv de Yılmaz İŞEL’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomik Forum” programına katıldı. Canlı olarak yayınlanan programa Kamu-Sen İl Temsilcisi Selçuk Türkoğlu’nun da katıldığı ve canlı olarak yayınlanan programda; Hükümetle yapılan 6. dönem ‘Toplu Görüşmeler’e ilişkin görüşlerini dile getirdiler. Özellikle “Uzlaştırma Kurulu” nca hazırlanan rapor üzerinde görüşlerini açıklayan Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın KILIÇ, Memur-Sen’in teklifinin büyük oranda rapora yansıdığını, tam olarak talebi karşılamamakla birlikte, geçen dönemlere oranlı iyi bir gelişme olduğunu ifade etti.

            Memur-Sen’in  katılmasıyla  toplu görüşmelere kalite geldiğini ifade eden Aydın KILIÇ, sosyal haklara ilişkin tekliflerin yanı sıra ücretlere ilişkin Memur-Sen’in teklifini şöyle sıraladı.

Ücret artış oranı          Taban Aylığı artışı      Denge Tazminatı          Sendika Ödeneği

% 2 + % 2                   10  + 10 YTL             50 + 50 YTL                          10 YTL

Uzlaştırma Kurulu’nun raporunda ise bu rakamlar şöyle olmuştur.

Ücret artış oranı          Taban Aylığı artışı      Denge Tazminatı    Sendika Ödeneği  Refah Payı

% 2 + % 2                   10  + 10 YTL             30 +30 YTL           10 YTL                   % 1 yıllık

Burada önemli bir nokta vardır. Özellikle ücretler arasında ki farkın kapatılabilmesi denge tazminatının yüksek olmasına bağlıdır.. Çünkü bu farkın kapanması halinde 1 milyon 400 bin kamu çalışanının ücretlerinde ciddi artışlar meydana gelecektir. Sendika Genel Başkanlarının katılacağı 25 eylül tarihinde yapılacak toplantıda, uzlaştırma kurulunun raporu müzakere edilecek Müzakere  sonucunda rapordaki teklif benimsenirse, ücretlerde %17’ye  yakın bir artış söz konusu olacak.

            Öte yandan Aydın KILIÇ , konuşmasında, 4688 sayılı kanun değişmediği sürece bu tür görüşmelerden istenen sonucun alınmasının zor olduğunu ifade etti. Bununla birlikte sendikal anlayışların da  gözden geçirilmesi gerektiğini kamu çalışanlarının özgür iradeleriyle sendikal tercihlerini yapabilmeleri için sendika yöneticilerinin bu hakka saygılı olmaları gerektiğini sözlerine ekledi. 

 
Seçim turlarının başladığı bu günlerde sendikamızı ilk ziyaret eden Ak Parti oldu. Parti Grup Başkan Vekili Faruk ÇELİK’in beraberinde Millet Vekili  M.Emin TUTAN, İl Başkanı Cafer YILDIZ, Millet Vekili adayları Cennet CANKILIÇ, Ali KOYUNCU, ve parti yetkilileri de hazır bulundu.

            Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın KILIÇ parti yetkililerine nazik ziyaretleri için teşekkür etti ve Memur-Sen’in misyon ve vizyonu hakkında bilgi verdi. Hükümetin toplum menfaatine yaptığı çalışmaların destekçisi olduklarını, yapılan hataların da karşısında olacaklarını belirtti. Seçim öncesi partilerin programlarını yakından takip ettiklerini belirten KILIÇ, grevli ve toplu sözleşmeli bir sendika kanunu isteğinin ısrarlı takipçisi olduğunu belirtti.


            Ak Parti Grup Başkan Vekili Faruk ÇELİK :’’ Devletin memurundan korkmaması gerektiğini ifade etti ve önümüzdeki yasama döneminde kanunun uluslar arası normların ölçütünde olacağını belirtti. Baykal'ın olası sınır ötesi operasyonla ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine de Baykal'ın bu tür önemli dış politika konularını, Türkiye'nin hayati konularını iç politika malzemesi haline getirdiğini savundu. Baykal'ın 1 Mart tezkeresini de iç politika malzemesi yaptığı öne süren Çelik, şöyle konuştu: ''(Girsin) demek... Nasıl girilecek, girdiği zaman ne elde edilecek veya 'girsin' diyenler kimler acaba, Türkiye'nin bataklığa ayaklarının girip bu bataklığa çekilmesi talebi mi, yoksa Türkiye orada bir şey mi elde edecek? Bunlar ulu orta konuşulacak konular değildir, ama sayın Baykal, 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi bugün de aynı sokak ağzıyla diyelim, sokak bakış açısıyla değerlendirme yapmaktadır. Devlet adamlığı bu değildir.'' Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: ''Türkiye Cumhuriyeti'nin Irak'ın kuzeyine çıkışı gereklilik arz ediyorsa, onun vakti, saati vardır. Ondan da ne parlamento kaçınır ne askerimiz kaçınır ne hükümet kaçınır, hiçbiri kaçınmaz. Herkes dört elle sarılır, çünkü o Türkiye için hayati önem arz eden bir konudur’’şeklinde konuştu.


Memur-Sen Konfederasyonu Başkanlar Kurulu’nun Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Sürecinde Gelinen Nokta İle İlgili Açıklaması
                                                                                                                                                 28.04.2007

"1923’de kurulan cumhuriyetimizin temel değerlerine bağlı ve Anayasa’nın başlangıç maddelerinde yer alan hükümlerin tamamını kabul eden bir sivil toplum örgütü olarak Anayasa’nın ve demokratik kuralların işletilmesinden yana tavrımızı, kurulduğumuz tarihten itibaren savuna geldik.

Her dönemde olduğu gibi, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de ülkemizde maalesef değişik spekülasyonlar yapılmakta ve Türkiye’de sadece belli bir kesimin arzuladığı düşüncede kişilerin cumhurbaşkanı seçilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle son iki aydır cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde vatandaşlarımızın sürece katılmasını demokratik haklar açısından önemli bulduğumuzu belirtiyoruz.

Bununla birlikte demokratik süreci engellemeye, parlamentonun temsil ettiği milli iradeyi baskı altında tutmaya, parlamentonun Anayasal hüviyetini tartışmaya açmaya ve Anayasal görevinden alıkoymaya yönelik yasal olmayan çıkışların, ülkemizin birlik ve beraberliğine, huzuruna, ekonomik gelişmesine zarar verdiğine inanıyoruz. Türkiye, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Cumhuriyetin anlam ve ifadesi içinde hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Milletin hâkimiyetini sağlayan ve iradesini yansıtan en büyük kurum parlamentodur. Parlamentonun değerlerini küçük düşürmeye kimsenin hakkı olmadığı gibi, konuları şahıslara veya kılık kıyafete indirenler, tarih önünde iyi bir sınav vermemektedirler.

Milletimizin gözbebeği olan Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde baskı oluşturacak davranışların içerisine girilmesi Anayasamıza, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere, ülkemizin bugünkü sosyo-ekonomik gücüne ve büyümesine aykırı bir tutumdur. Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşlarımız demokrasiye, cumhuriyetin temel değerlerine ve hukuka bağlılık konusunda dönüşü olmayan bir yoldadır ve buna herkesin destek vermesi gerekmektedir.

Türkiye bir hukuk devletidir. Kuralları da bellidir. Kurallara, demokrasiye herkesin saygı duyması gerekmektedir. Bu ülkemizin birlik, beraberliği, milli bütünlüğü, huzuru, refahı, bağımsızlığı için olmazsa olmaz en temel değerlerimizdir.

Geldiğimiz süreç itibariyle, duyguları yatıştırıp, soğukkanlılıkla, demokrasinin, cumhuriyetin, milli iradenin zarar görmeyeceği, kutuplaştırıcı açıklamalardan kaçınmak gerekir. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere siyasi partileri ve yetkili tüm kurumları ortamı germemeye, kutuplaştırıcı tavırlardan kaçınmaya, cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyoruz. Türk milleti ve sivil toplum kuruluşları olarak demokrasiden ve cumhuriyetten vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.

Saygılarımızla…”

SAADET PARTİSİ MEMUR-SEN’İ ZİYARET ETTİ 26.04.2007
   
           Saadet Partisi Bursa İl Yönetimi Genel Başkan Yardımcısı Lütfü ESENGÜL ile birlikte Bursa Memur-Sen’i ziyaret etti. Ziyarete İl Başkanı Hilmi TANIŞ ve yönetimi katıldı. Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Aydın KILIÇ, İl Sekreteri Numan ŞEKER, Basın Yayın Sekreteri Mustafa SARIGÜL, Mali Sekreter İsmail TAŞ, Mevzuat Sekreteri Şuayip KAÇOĞLU, Teşkilatlanma Sekreteri Ramazan ACAR ve Sağlık Sen Şube Başkanı Yusuf BEDİR yapılan görüşmede hazır bulundu.

          İl Temsilcisi Aydın KILIÇ Memur-Sen’in Bursa’daki yapılanması hakkında bilgi verdi. Sendikal kazanımlar hakkında siyasilerden destek istedi. Grevli ve toplu sözleşmeli sendika kanunu İLO sözleşmeleri doğrultusunda çıkmalıdır dedi. İl Sekreteri Numan ŞEKER sendikaları nasıl gördüklerini sordu. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfü ESENGÜL; memur sendikaları çok kazanım elde edemediler. Biz memuru ve işçiyi enflasyona ezdirmedik. Bu dönemde ise hak ettiklerini alamadıklarını görüyoruz dedi. Aydın KILIÇ; personel rejimi yasası acilen çıkmalı ve gelir dağılımında adaletli bir yapıya kavuşmalıdır dedi. Lütfü ESENGÜL; 657 sayılı devlet memurları kanunu bir reform olarak çıkmıştı fakat o kadar çok değişiklik yapıldı ki artık yeni bir yasaya ihtiyaç var dedi. Hükümetin böyle bir çalışmayı başlattığını fakat neticelendiremediğini söyledi. Aydın KIKLIÇ son siyasi gelişmeleri nasıl bulduklarını sordu. Lütfü ESENGÜL; seçim yakın görünüyor, Anayasa Mahkemesi kararıyla üç ay sonra seçime gidebiliriz, fakat seçim sonucu belirsiz. Kim medyayı daha iyi kullanırsa başarılı olur dedi. Numan ŞEKER; neden bu gün 367 sayısı aranıyor diye sordu. Lütfü ESENGÜL; darbe yapılmasını bekleyenler bunu gerçekleştiremeyince hukukta hile yoluna gitmek istiyorlar, altı hakimin aldığı karar bütün kurumları bağlayıcı oluyor, Anayasa mahkemesi durumu görüşürüz diyor. Bu gün Türkiye’de hakimler oligarşisi oluşmuştur, 367 yi şart koşacaklar ve sonuçta seçime gidilecek. Halbuki hükümet cumhur başkanını halkın seçmesini sağlasaydı millet doğru seçimi yapardı dedi. Aydın KILIÇ sendikamıza ziyaretleri sebebiyle teşekkür etti.
 
  MEMUR-SEN'E HAYASIZCA SALDIRI   13.04.2007
Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla kamu çalışanlarının gören gözü, tutan eli olan ve bunu insanları dil, din, mezhep, ırk ve siyasi görüş farklılığı gözetmeden yaparak gönüllerde yer eden, sendikacılığı gerçek anlamda yaparak Türkiye'de çığır açan Memur-Sen ve Memur-Sen'e bağlı sendikalarımıza bugünlerde bazı kendini bilmez şahsiyetsiz mihraklar tarafından hayasızca saldırılar düzenlenmektedir.
    Bu saldırıları matbu olarak "Memur-Sen'in Gerçek Yüzü" başlığı altında çalışanlara ulaştırmaya çalışanlar ise büyümemizi sendikacılık adına bir kazanım olarak görmeyip, aksine kendi varlığına tehdit olarak görebilecek kadar vizyonu dar,sendikayı ideolojik bağnazlık merkezi haline getirmiş,zavallı bir sendikanın işyeri temsilcileri ve bazı kandırılmış üyeleridir. Bizler iyi niyetle yaptığımız tüm çalışmalarda çalışanlara "Herhangi bir sendikaya üye olun, sendikal hareketler büyüsün" derken bugün bu manzarayı oluşturanlar gerçekten kendilerine kötülük yapmaktadırlar. Evet, Memur-Sen karşı bir atak yaparak çamura çamurla karşılık vermeyecektir. Bizler hakkımızı hukuk yoluyla arayacağız. Ancak bu arada bu sendika mensuplarına için de yaptıkları yanlışı idrak ederek, kendilerine gelmeleri temennisinde bulunacağız.
     Evet şu söz meşhurdur, "Güneş balçıkla sıvanmaz" Memur-Sen böyle alçakça saldırılara bundan önce de maruz kalmıştı. Bundan sonra da bu tür saldırılar olacaktır. Ancak olayın trajik tarafı böyle mesnetsiz saldırılarla büyüyeceğini zannedenler ne hazindir ki, dibe vurmaya mahkûmdur. 
    Tüm kamu çalışanları bu tür hayâsız girişimleri boşa çıkaracak anlayış ve vicdana sahiptir. Bu ahlaksız saldırı müsveddesini görenler sendikamızı arayarak bu tavrın çok basit ve ahlaksızca olduğunu dile getirdiler.
    Bizlerde Memur-Sen camiası olarak bu tür yayınları hazırlayıp dağıtanları, mertçe yapmış oldukları çalışmanın altına imzalarını atmalarını beklerdik. Gazete kupürlerinden, dergilerden ve internet ortamından cımbızlanmış alıntı yaparak hazırlanan bu çirkin çalışmayı gizlice dağıtanları tutanaklarla tespit edip, gerekli hukuki mücadelemizi yapacağız.

     İşyeri ve İlçe Temsilcisi arkadaşlarımızın aşağıdaki dilekçenin çıktısını alarak işyerlerinde bu tür neşriyatları dağıtanları tutanak ile tespit etmeleri neticesinde gerekli hukuki girişimler başlatılacaktır.

Sendikamıza bu tür haksız girişimlerde bulunanları tutanağı indirerek sendikamıza ulaştırmaları konusunda tüm üyelerimizi duyarlı olmaya çağırıyoruz.

                                                       Aydın KILIÇ

                                                     Bursa İl Temsilcisi


DİYANET SEN BÖLGE TOPLANTISINI YAPTI

Diyanet Sen Bölge Toplantısı İnegöl Oylat’ta yapıldı. Diyanet Sen Genel Başkanı Ahmet YILDIZ ve yönetiminin katıldığı toplantıya bölge illerinden Bursa, Bilecik,Eskişehir, Kütahya ve Yalova illeri katıldı

İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE ZİYARET

Polis Haftası dolayısıyla Memur-Sen Bursa il yönetimi Bursa Emniyet Müdürü Tahsin DEMİR ‘i ziyaret etti. Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın KILIÇ, İl Emniyet Müdürümüzün şahsında tüm emniyet teşkilatının bu anlamlı gününü kutladı ve hayırlı çalışmalar temennilerini iletti. Ziyarete Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği yönetimi de katıldı

MEMUR-SEN BÖLGE TOPLANTISI ÇANAKKALE’DE YAPILDI

            Memur-Sen Genel Merkezinin düzenlemiş olduğu Marmara Bölge Toplantısı İstanbul, Bursa, Çanakkale, Edirne, Tekirdağ, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Aydın, Kırklareli ve Yalova İl Temsilcilerinin katılımıyla Çanakkale’de gerçekleşti. 17 Mart 2007 Cumartesi günü saat 10.00 - 16.30 arası Çanakkale Tarım İl Müdürlüğü tesislerinde yapılan toplantıya Genel Merkez Yönetiminin tamamı ile bölge il temsilcileri ve yönetimleri katıldı. Bursa İl Temsilcisi Aydın KILIÇ, Yönetim Kurulundan Ramazan ACAR, İsmail TAŞ, Bem-Bir-Sen Şube Başkanı Ali ALAN ve Bayındır Memur-Sen İl Temsilcisi Abdullah ADANUR toplantıya ilimizi temsilen katıldılar.        

            İl Temsilcimiz Aydın KILIÇ toplantıda söz aldı, teşkilatımızın misyon, vizyon ve hamleleri konusunda düşüncelerini sundu. Genel Merkez Yönetimleri ve İl Temsilcilerinin konuşmalarından sonra MED-LİNE ambulans firması bir tanıtım sunusu gerçekleştirdi. Memur-Sen Genel Merkezinin ilgili firma ile yaptığı protokol anlaşması 20 Mart 2007 tarihinde kamuoyuna duyurulacağı açıklandı.   

            Memur-Sen Genel Merkezinin İstanbul’da düzenleyeceği Sosyal Diyalog Programı toplantısında buluşmak üzere toplantıya son verildi.

  bursa@bursamemursen.org