Toplumun büyük çoğunluğu tarafından talep edilen bu düzenlemeyi, anayasa mahkemesinin, anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez maddelerine dayanarak iptal etmesi hem hukuk açısından hemde ahlaken bir suçtur. Mahkeme inancımızın, kimliğimizin ayrılmaz parçası olan başörtüsüne, bu maddelere dayanarak ilelebet yasak getirmeyi amaçlamaktadır.Bu gün kamusal alanlarda ve üniversitelerde getirilen bu yasak  yarın uygulayıcılar tarafından yine aynı maddeler gerekçe gösterilerek sokaklara kadar genişletileceğinin de işaretini taşıyor.

Bu, mahkemenin ak parti ile de ilgili yayınlanan gerekçe ve daha önce verilmiş  kararlarına baktığımız zaman bizi şaşırtmayan bir karar olduğunu görüyoruz.

Askeri darbelerin ürünü olan bu mahkemenin, toplum iradesi üzerinde bürokratik  vesayetçi rejiminin kılıcı olarak oluşturulduğu açıkça gözlenmektedir.Dokuz kişiyle alınan bu hukuk faciasına en temel karşı çıkışın mahkemenin iki üyesinden gelmesi oldukça düşündürücüdür. Özellikle gerekçeyle beraber açılanması gereken karar açık bir anayasa hükmü iken kararı verip 5 ay sonra gerekçe açıklanması gerekçede ne kadar zorlandıklarının açık bir delilidir. Bir başka deyişle mızrağın çuvala sığdırılması çok zorlandıklarını açıkça ortaya koymuştur. Yine iki anayasa mahkemesi üyesi dahil olmak üzere hukukçuların çoğunluğu sadece usül açısından incelenmesi gereken bu davayı esastan inceleyip redderek meclisin üstünde bir iradesi olduğunu yani yargı despotizmini ilan etmiştir.

Bir avuç laik azınlığın haricinde toplumun büyük kesiminin hak ve özgürlükler konusunda destek verdiği bu değişime savaş açan anayasa mahkemesinin toplum nezdindeki yeri ise artık tartışılmak zorundadır. Bu tartışmaya en temelde iradesi darbelerin oluşturduğu sözüm ona hukuk üretmesi gereken anayasa mahkemesi tarafından yok sayılan meclis yapmak zorundadır.

Burada şu temel soru  sorulmalıdır. Halkın iradesi mi yoksa  darbeci geleneğin oluşturduğu yargı ve bağlı olduğu askeri vesayetin iradesi mi? Laiklik sopasıyla hiza ve istikamete mi gireceğiz yoksa halk iradesi mi bizi bağlayacak? Biz toplum olarak diyoruz ki inancımızı düşüncelerimizi ve ondan doğan temel hak ve özgürlüklerimizi hukuk akıl ve ahlaktan nasibini almamış bürokratik vesayet sistemine teslim etmeyeceğiz. Siz meclistekilerin de teslim etmemesini kesinlikle talep ediyoruz. Bu şartlarda yukarda belirttiğimiz gibi darbe düzenlerinin ürettiği hukuk ihlallerine son verecek adımları en kısa zamanda atmanız ve arkanızda bu konuda toplumun olduğunu eğer bu adımları atmasanız  bu adımları atacakların da bir gün geleceğini hatırlatmak isteriz.

Son söz olarak biz Bursa'da bir araya gelen sivil toplum kuruluşları olarak kimliğimizden inancımızdan ve bunlardan doğan hak ve özgürlüklerimizden her ne şartla olursa olsun vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Bizim bu değerlerimiz bu toplumu oluşturan temel değerlerdir ve bunlarla oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz.

BURSA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI PLATFORMU

MECLİSE GÖNDERİLEN MEKTUP

BURSA SİVİL TOPLUM PLATFORMU ADINA

TBMM Başkanlığına,

Mecliste temsil edilen siyasi parti başkanlıklarına

Ve

Milletin Vekillerine AÇIK ÇAĞRI

Bilindiği gibi TBMM’nin rekor sayıdaki 411 oy çoğunluğuyla anayasanın 10. ve 42. maddelerinde, özgürlük lehinde yaptığı değişikliği,  anayasaya aykırı bularak iptal eden anayasa mahkemesinin gerekçeli kararı uzun bir gecikme ile nihayet kamuoyuna açıklanmış bulunmaktadır.

Öyle ki, açıklanan karar gerekçesi,  en az verilen iptal kararı kadar toplumda şok etkisi yaratmıştır.

Hukuki olmaktan çok Siyasi nitelik taşıyan bu karara temel teşkil edilen gerekçelerin de tam bir skandal niteliğinde olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Zira vaz edilen gerekçelerle bu karar asker vesayetinden hala kurtulamamış olan ülke demokrasisi üzerinde bu defa da yargı vesayeti dönemini başlatmıştır. Millet iradesini ve onu temsil eden meclisi hiçe sayan bu kararın toplumda uyandırdığı gerilim ve hoşnutsuzluğun tehlike sınırını aşarak hukuka meclise ve devlete karşı oluşturduğu güven kaybının büyüklüğü herhalde bilginiz dâhilindedir. 

Bu nedenle bu çağrı; milli egemenliği rafa kaldıran, demokratik anlayışı tersine çeviren, meclis iradesini yok sayan, eğitim hakkını gasp eden, kadın ayrımcılığı yapan gerekçeli kararın yol açtığı zulmü size anlatma ve ikna etmek gibi bir amaç taşımamaktadır.

Sn. Meclis Başkanı, Sn. Genel Başkanlar ve Sn. Vekiller..

Zira, değil sizler, sokaktaki alelade insanlar bile mevcut kararla artık meclisin yasama yetkisinin elinden alınarak işlevsiz hale getirildiğini ve fiilen kapatıldığını bilmektedirler.

Herkesin bilip gördüğünü sizin bilip görmemeniz kabili mümkün olamaz. Verdiğiniz demeçler, çektiğiniz nutuklar ve yaptığınız manifesto niteliğindeki beyanlar bunun açık delilidir.

Bu çağrı; Ülkeyi huzur ve esenliğe kavuşturacak yasaları yapmak, uygulamak ve denetlemek adına demokrasilerde tek ve en büyük merci olan milletten aldığınız yetki ve temsil iradesini ülke kaderine egemen kılma görev ve sorumluluklarınızı yerine getirme amacıyla yapılmaktadır. Çünkü siyaset kurumu, toplumun yaşanan sorunlarına çözüm üretme yeridir.

Unutmayınız ki bu çağrı; bu yetkiyi, size veren milletin çağrısıdır. Gerekçesi özgürlük,  dayanağı ise milli egemenlik ilkesidir.

Bu nedenle haklılığı ve önceliği tartışılmazdır.

Yetkisini yasalara değil, keyfi ideolojik uygulamalara dayandıran, cunta ürünü mevcut anayasaya bile tahammül edemeyen, sınırları aşan, anayasal sistemi alt-üst eden kurumların kurduğu vesayet düzenine karşı, Millet iradesini temsil eden ve yasama gücünü elinde bulunduran siz vekilleri, cesarete, meclisin onurunu kurtarmak için haysiyet mücadelesine davet ediyoruz.

Bu çerçevede;

1)       Sivil toplum kuruluşlarının da sürece dâhil edildiği, özgürlükçü, sivil yeni bir anayasanın derhal hazırlanması,

2)       Demokrasilerin temel ilkesi olan kuvvetler ayrılığı prensibinin bir diğeri aleyhine kullanılmasına fırsat verilmemesi,

3)       TBMM’nin asker ve yargı vesayetinden derhal kurtarılması,

4)       Anayasa Mahkemesi Başkanının bile, açıklanan gerekçeli kararı hukuka aykırı bularak, onaylamadığı yargı darbesine Meclis’in sessiz kalmaması,

5)       Salt yüksek öğretimde başörtüsüne serbestlik kazandıran anayasa değişikliği nedeniyle iktidar partisini cezalandırmaya cüret edecek kadar siyasallaşan, anayasa mahkemesinin görev ve yetkileri derhal sınırlandırılması, ya da yeni anayasada tamamen kaldırılmasını talep ediyoruz.

DESTEK VEREN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

     Memur-Sen   

     Mazlum-Der      

     Özgür-Der      

     Bihmed     

     İHH       

     Çınar-Der     

     Ensar Vakfı      

     Saadet Gençlik Kolları    

     Buseyder        

     Asder             

     Müsiad



BURSA SİVİL TOPLUM PLATFORMU ADINA BASIN AÇIKLAMASI      ( 25.10.2008 )



Bursa Sivil Toplum  Platformu Orhangazi Parkında Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararıyla ilgili Kitlesel Basın açıklaması yaptılar. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ,Siyasi Parti Başkanlarına ve Milletvekillerine Mektup gönderdiler
   
BASIN AÇIKLAMASI

   ANAYASA MAHKEMESİNİN GEREKÇELİ KARARI MİLLET İRADESİNE İPOTEK VE VAHİM  BİR SUÇTUR!

    Bilindiği gibi mecliste chp ve dsp hariç. bütün partilerin 411 adet oyuyla kabul edilmiş Anayasanın 10.ve 42.madelerinin yeniden düzenlenmesi,anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmişti.Yine bilindiği gibi bu maddeler üniversitelerde kılık ve kıyafeti serbest bırakan düzenlemelerdi.Bu iptal kararının yayınlanan gerekçesi ise meclisin iradesine. toplumun taleplerine, hukuka, ahlaka karşı nasıl bir tutum içinde olduklarını açıkça ortaya koymaktadır.